Sitene Ekle

Bu sayfada dakika saniye misafirim oldunuz .....

  ANASAYFA   GÖRÜŞME ODASI   FORUM   FOTO GALERİ   MESAJ PANOSU   BİZE ULAŞIN
Üye Girişi
DİĞER SAYFALAR
 
 RADYO VE TELEVİZYON
 SİNEMA SALONU
 ÇEŞİTLİ TV.KANALLARI
 AÇIK KANAL TV
 DOST SİTELER
 DJ PORTRELERİ
 PROMOSYON SATIŞLAR
 BAĞIMSIZ DERGİSİ
 YAZARLAR
 ARADIĞINIZ KİTAPLAR
 ATAMAN YILDIRIM

 
 

 
 

 
 
TUNCAY MOLLAVEİSOĞLU

Yenebilmek yalanı…

Tuncay MOLLAVEİSOĞLU bilgi kirliliği ve darbecilerin sözde darbe karşıtlığını yazdı.

 

Darbeciler “darbeye hayır” diyerek yola döküldü…

 

Çivisi çıkmış denir ya… Türkiye böyle günlerden geçiyor… Darbelere karşı Taksim’de bir yürüyüş düzenlendi… Amerikancı/ yandaş/yalaka/ karşı devrimci medya günlerce propaganda yaptı…  ‘Genç siviller’ diye bir oluşum, “Darbeye karşı 70 milyon adım” adını vermiş bu güdümlü gösteriye…

 

Katılım zayıf ancak iyi organize edilmişti. Dikkatimi çeken, bazı genç arkadaşların bu yürüyüşe gösterdikleri inançtı. Kullanıldıklarının farkında değillerdi. Cemaate ait bir televizyon kanalına gösteriye katılan gençlerden biri şunları söylüyordu:

 

“12 Eylül’de sesimizi çıkarmamıza engel oldular, mağdur olduk, ezildik, darbelere karşı artık susmayacağız, Ergenekon savcılarını destekliyoruz, darbeciler hesap vermeli v.s.”

 

Bir insanın paralize olma durumu… Ve maalesef bu vaka toplumun bir kesimini sarmış durumda. Samimiyetinden şüphe duymadığım ama kandırıldığına inandığım bu genç arkadaş, gerçek darbecilerin peşinden sokağa döküldüğünün farkında bile değil!

 

F tipi televizyon kanalına bu sözleri söyleyen genç, 12 Eylül döneminin, baskı yönetiminin en büyük destekçilerinden birinin Fethullah Gülen ve cemaati olduğunu bilmiyordur şüphesiz… 12 Eylül sağcı / solcu geniş kesimlerin üzerinden bir silindir gibi geçti… Ancak o dönemin kırmızı halılarında dolaşanlar da vardı.  Tarikatlar ve cemaatler, sırtlarını ABD destekli faşist yönetime yaslayıp palazlandılar… Tıpkı bugün gibi…

 

Genç arkadaşa kızamıyorum, çünkü cahil bırakılmış, aklı elinden alınmış… Bilgi kaynağı röportaj verdiği televizyon gibi, ajan provokatör basın kuruluşları…

 

 “Bilgili bir ahmak, bilgisiz bir ahmaktan daha ahmaktır.” demiş Molier. Cahilin en büyük hastalığı, cehaletini bilmemesidir. Çalıştığın, öğrendiğin, bildiğin, düşündüğün, sorguladığın ve muhakeme ettiğin kadar bilgi sahibi olursun, bilgi sahibi olmadan, fikir sahibi de olamazsın.

 

Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan kandırılmış genç arkadaşların hemen arkasında onları ahmak yerine koyan, bilip bilmezlikten gelen, eski dilde tecahül-ü arifane yapan bir grup var… Sorus’çu çocuklardan, karşı devrimciler ile el ele veren sözde liberallerden oluşan bu ekip, yukarda sözünü ettiğim arkadaş kadar masum değil… Onlar memleketin köküne kibrit suyu dökmek için adeta ant içmişler. Her türlü kirli çıkar ilişkisi içinde, AKP’nin yolsuzluk ekonomisinden beslenen yalan makinesi, oportünist liboşlar, dönekler ve Amerikan (kilise)  Müslümanları…   

 

Her şeyi kirlettikleri gibi, dinimizi de, demokrasiyi de, hukuk devletini de kirli propagandalarının batağına gömmek için uğraşıyorlar… Bu ülkeyi var eden kutsal değerlere saldırıyorlar…

 

Atatürk’e sövmek en büyük hünerleri. AKP faşizminin ve ABD mandacılığının önünde duran tüm kurum ve kişiler hedeflerinde… Son olarak Engin Ardıç yine yazısında Mustafa Kemal’i aşağılamaya çalıştı. Atatürk’ü memur zihniyetli ve vizyonsuz olmakla eleştirdi! Scarabaeinae böceğinin, kuyruğu altında beklediği bir aslanla aşık atması gibi. Bu böcek türünün türlü özellikleri var. Bu yazı için uygun olanı; 24 saat içinde kendi ağırlıkları kadar pislik yiyebilmeleri ve yine kendi boyutlarının dört katı oranında pislik taşıma becerisine sahip olmaları…

 

Geçelim…

 

Ergenekon operasyonu tam gaz… Savcılar hızlarını alamadılar ve tutuksuz yargılaması sürenleri içeri tıkmak için ısrar ediyorlar. Son olarak ATO Başkanı Sinan Aygün’ü, hazır Silivri’de duruşmaya katılmışken bırakmak istemediler. Hukuk ile husumet! Ergenekon’da yan yana…

 

Bölücü terör, dinci terör, darbeler, suikastlar, buram buram ABD kokan operasyonlara Ergenekon süngeri çekiliyor! Sivas katliamını da bu tertibe bağladılar, Mumcu suikastını da. İzler siliniyor, hedef saptırılıyor… Toplumsal hafıza ABD/karşı devrim senaristlerince yeniden kodlanıyor.

  

Cehalet; eksik, yanlış ve kirli bilginin bir sonucu… “Bilgisiz dürüstlük yetersiz ve faydasız, dürüst olmayan bilgi ise, tehlikeli ve korkunçtur.” Türkiye’de, bizi var eden değerlerimizi korumak, toplumu ve kurumları “asimetrik savaşa”  karşı uyanık tutmak; bağımsız medya sayısının artması ve kalemini satmayan aydınlara sahip çıkılmasından geçiyor.

 

Nazımın şiiri bugünleri özetliyor… ‘Annelerin ninnilerinden/ spikerin okuduğu habere kadar/ yürekte, kitapta ve sokakta yenebilmek yalanı/ anlamak sevgilim, o müthiş bir bahtiyarlık/ anlamak gideni ve gelmekte olanı…

Ziyaret Bilgileri
 
Aktif Ziyaretçi4
Bugün Toplam16
Toplam Ziyaret7283
 

 
 

 
 

 
 

 
 
 KÖŞE YAZILARI

    

       Tuncay Özkan

 
Tuncay Mollaveisoğlu

 
H.Ataman Yıldırım

 
Bedri Baykam

 
Bülent Ünal

 
 
 
Web sağlayıcı: Yurdum Yazılım